Aufruf Umsatz: +90 264 282 04 46 Login oder Anmeldungen

Yeni Ticaret Kanunu, Türk şirketlerini 'kurumsallaştıracak'

KPGM Türkiye Başkanı Tunç: ''Yeni süreçte kurumsal yönetişim anlayışı hayata geçirilecek. Kanun, Türk şirketlerinin yapısını güçlendireceği gibi, finansal kaynaklara erişim imkanlarınıda kolaylaştıracak.''

  150 ülkede faaliyet gösteren uluslararası denetim, vergi ve danışmanlık şirketi KPMG'nin Türkiye Başkanı Ferruh Tunç, Yeni Türk Ticaret Kanunu'na (TTK) ilişkin, ''Yeni süreçte kurumsal yönetişim anlayışı hayata geçirilecek. Kanun, Türk şirketlerinin yapısını güçlendireceği gibi, finansal kaynaklara erişim imkanlarını da kolaylaştıracak'' dedi.
  
Tunç, TBMM'de Ocak 2011'de kabul edilen, 1 Temmuz 2012'de de yürürlüğe girecek olan Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun şirketlerde, dolayısıyla Türk ekonomisinde sağlayacağı dönüşümü AA muhabirine anlattı.

Tunç, şirketler dünyasının yatırımcı, hissedar, çalışan gibi paydaşlarının çıkarlarını refah üretecek bir ekonominin çıkarlarıyla en uygun şekilde ödünleşmesine dayalı, güncel teknolojik ve ekonomik ilişkileri kavramış, çağdaş hukuk normlarını esas alan düzenlemelerin; sadece Türkiye'de değil gelişmiş pazarlarda da acil bir ihtiyaç olarak kendini gösterdiğini anlattı.

Bunun en somut örneğinin Lehman Brothers'ın iflasında yaşandığını dile getiren Tunç, yeni TTK'nın da sermaye piyasası, finans piyasası gibi alanlardaki düzenlemelerle birlikte tam da böyle bir ihtiyaca karşılık verdiğini söyledi.

Yeni TTK'nın her şeyden önce şirketlerin ana sözleşmelerinin gözden geçirilmesini sağlayacağını belirten Tunç, ''Bu çok temel bir işlem, fakat çok büyük bir işlem olarak da görmemek lazım. Doğrudan kurumsal yönetişim yapılarının gözden geçirilmesi gerekecek. En önemlisi de bağımsız denetim gelecek. Bağımsız denetim uluslararası standartlarına uyumlu yapılacak'' dedi.

Tunç, TTK'nın şirketler için genel olarak kurumsal yönetişim seviyesi yükselmiş, belli ölçüde bir risk yönetimi algısı olan, yöneticinin ortağın şirketten bağımsızlaşabildiği, gelişmiş şirketler seviyesindeki bir yönetim olgunluğunun hayata geçirilmesini öngördüğünü bildirdi.

-''Aile şirketleri kurumsallaşacak''-

TTK'nın, en çok Türk ekonomisinin temel taşını oluşturan aile şirketleri için değişiklikler getirdiğini ifade eden Tunç, şu bilgileri verdi:

''TTK'nın öngördüğü yönetişim prensipleri, aslında şirketin aile şirketi olmaktan çıkarılması anlamına gelmiyor. İç denetim ve risk kavramlarını somutlaştırıyor, yönetim kurulu kriterleri getiriyor. Yani aile şirketlerinin belli bir kurumsallıkla yönetilmesini sağlıyor. Bu arada, aile şirketi yöneticileri de zaten yönetimsel iyileştirmelere açıklar, bunun bir ihtiyaç olduğunun farkındalar.

Mesela, TTK'da, ortakla şirketin kasasının ayrılmasını getiren bir hüküm var. Ortağın şirketten borç para almasını engelliyor özel olarak. Bu, kendi başına önemli olduğu kadar, sembolik bir anlamı da var. Bugün orta ölçekli aile şirketlerinde en tipik özelliklerden biri, şirket sahibinin, şirket kasasıyla kendi cebini ayırt edememesi. Özel bir maddeyle bu durumu yasaklamak suretiyle düzenleme altına almıştır. Türk ekonomisinin temel taşının KOBİ'ler olduğunu, bunların da çok büyük oranda aile şirketleri olduğunu göz önüne alırsak, TTK, şirketler dünyasında, dolayısıyla da ülke ekonomisinde büyük bir transformasyon yaratacak.''

Tunç, yasanın şirket sahipliğinin bir kişiye indirilebilmesine imkan tanıdığını, eskiden anonim şirketlerin 5 ortakla kurulabildiğini, yeni kanunla bir ortakla bile kurulabileceğini, dolayısıyla meseleyi formalitelerden kurtarıp, sadeleştirip, yalınlaştıracağını kaydederek, ''Ama en önemli kural, 'şirketi, tüzel kişiliği kendinizden' ayırın diyor'' dedi.

''TTK ile birlikte bütün şirketlerin borsaya kote şirketler gibi olması mı sağlanacak'' sorusuna Tunç, belli ölçülerde ikisinin arasındaki geçiş kanallarını kolaylaştıracağını söyledi.

Tunç, ''Mesela sermaye artırımına dair getirdiği düzenlemelerle çok kolayca halka açılabileceği bir sermaye yapısına sahip olmasını getiriyor. Kurumsal yönetişim bakımından borsaya kote şirketlerin kayıtlı olmayanlara göre bir gelişmişlik seviyesi var, bağımsız denetim zaruretleri var. Kurumsal yönetişim zorunlu olmamakla beraber, tavsiye edilmiş bir standart. TTK'nın getireceği, bunları birbiriyle aynılaştırmak değil ama birbirine yakınlaştıran düzenlemeler getiriyor'' diye konuştu.

Yeni süreçte kurumsal yönetişim anlayışının hayata geçirileceğini bildiren Tunç, kanunun Türk şirketlerinin yapısını güçlendirdiği gibi, finansal kaynaklara erişim imkanlarını da kolaylaştıracağını, şirketlerin risk ve fırsatları daha iyi değerlendirmelerini sağlayacağını anlattı.

Tunç, kanunun kayıtlı ekonomiye geçişi hızlandıracağını, böylece şirketlerin kriz dönemlerinde ayakta kalmasını, daha uzun ömürlü olmasını, küresel anlamda büyümesini sağlayacağını, özellikle global pazarlarda daha etkin olabilmek ve daha fazla pay alabilmek, rekabet gücünü arttırmak için gerekli olan kurumsal yönetişimin hayata geçirilmesine zemin hazırlayacağını dile getirerek, ''Özetle, şirketlerin kalıcılığını, ömrünün uzaması sağlayacak'' dedi.

Yeni TTK'nın bazı şirketlerin kapanmasına yol açacağı yorumlarının hatırlatılması üzerine Tunç, ''Yeni dönemde 'bir şirketim olsun, orada dursun, zaman zaman çalıştırayım' meselesi katlanılması çok cazip olmayan idari külfetleri getirecek. O yüzden şirket sayıları azalacak'' diye konuştu.

Tunç, ''gıda, turizm, taahhüt, inşaat, nakliye'' gibi aslında faaliyette olunmayan alanları da içeren şirket isimlerine bir sınırlamanın gelip gelmeyeceği yönündeki soruya, ''Eskiden şirketlerin ana sözleşmelerinde yer almayan faaliyetler şirketi bağlamazdı. Bundan kaçınmak için şirketler faaliyetlerini sınırlı bile olsa, şunu şunu da yaparız diye kuruluyordu. Yeni kanun bunu engelliyor'' karşılığını verdi.

Denetleme faaliyetleri hakkında da bilgi veren Tunç, denetime tabi şirketlerin kanunun öngördüğü gibi denetlenmesinin sağlanmasının önemli olduğunu dile getirerek, ''Denetim 'ben sana güveniyorum, burada bir şey var mı, imzanı at' gibi değil, bir çalışmanın tatbik edilmesi lazım. Denetçilerin gerekli eğitimleri almış, herhangi bir iş yapıyor gibi değil de kamu hizmeti yapıyor olmanın bilincinde olması lazım. Aksi halde bir simülasyona, bir 'mış gibi'ye dönüşme tehlikesi ortaya çıkar. Denetim bizatihi şirketin işlerinin üzerinden gidip uluslararası uygulamaları hayata geçirmektir. Şirket ile denetim kuruluşu belli bir 'kol' mesafesinde durup bağımsızlığını korumalı'' şeklinde konuştu.

 

 

Bitte Warten